Anasayfa   Haberler
 
 
 
   
   
»   Ayın Üyesi
    
   
   

Ayın Üyesi; A.GALİP ÇALIK


 

“ KAZANDIĞIMIZ PARAYI BANKADA RANTİYECİ OLARAK TUTMAK VARDI, BİZ ONU TERCİH ETMEDİK, BİZ MARAŞ`I SEVDİĞİMİZ İÇİN, (ZATEN DİKKAT EDERSENİZ İSMİMİZ MATESA) MARAŞ TEKSTİL SANAYİ BURADA KURDUK.
“MATESA TEKSTİLDE BÜYÜKLÜK SIRALAMASINDA İLK 50`DE DİYELİM; AMA ÜRETİM VE ÜRÜN ÇEŞİDİ OLARAK TÜRKİYE`DE MATESA GİBİ 5 FİRMA DAHA YOK.”
 “ MARAŞ`I TEKSTİLDE YILDIZ YAPABİLİRİZ. BU ALT YAPI HAZIR MARAŞ`TA.”
Benim Maraş`ta en değer verdiğim şey eğitim.  Maraş`a 4 tane okul yaptırdım: Kadriye Çalık Anadolu Lisesi, İbrahim Çalık Lisesi, Ali Galip Çalık İlköğretim Okulu. Yine İbrahim Çalık adına Bulutoğlu` nda da bir okul yaptırdım. Ayrıca bunların dışında Çukurova Elektriğin yaptığı Anadolu Lisesinin yaptırılmasına vesile olan kişiyim ben. Kimse bilmez bunu. Böylece Çukurova Elektrik Lisesi`ni de kazandırdık Maraş`a.

Tanıtım, ayakta kalmamız için olmazsa olmaz,  şart, diyorum. Maraş`ı tanıtamazsak, konfeksiyonu Maraş`a getiremezsek,  Maraş`ın kaderini değiştiremeyiz. İşsizlik, sefalet Maraş`ı bırakmaz
Başarı yolculuğunuzun ilk adımların ı bizimle paylaşır mısınız?
1975 yılına kadar kamu hizmetlerinde bulundum, 14 yıl kadar Devlet Su İşleri’nde, 3,5 yıl İskenderun Demir-Çelik`te çalıştım ve yedek subaylık yaptım. İskenderun Demir-Çeliği sıfırdan başlayıp, çok kısa sürede ve çok ucuz bir parayla yaptık,  bitirdik. Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımıydı. Yüksek fırınlara Türkiye`de kız adı verilir; Atatürk`ün kızının adı verildi, annesinin adı verildi; Ülkü ve Zübeyde. Birine de devlet kızımın adını verdi: AYFER YAZILIOĞLU. Çalıştığım sırada kazandığım en büyük ödül oldu. Devlet Su İşleri`nde çok büyük projeler bitirdik; Kahramanmaraş`ta Kartalkaya Barajı, Pazarcık- Narlı Ovaları`nın sulaması bunlardan bir kaçı. O dönemde en büyük iş, Seyhan Sulaması Drenajı Projesi`ydi onu ve birçok işin açık dernek projelerini bitirdik. Yani gerek İskenderun Demir- Çelik`te, gerek Devlet Su İşleri`nde yoğun ve başarılı bir çalışma hayatımız oldu.

Kendi şirketiniz olan Yet Yapı`yı kurmaya nasıl karar verdiniz?
Ben İskenderun Demir-Çelik`i inşaat ve işletme personeli 4000 kişiyle idare ediyordum (bu dünya standartlarında çok düşük bir rakam, çok az sayıda işçiyle yürüttük bu işi.) Devlet, fabrikası olduğu için, orayı işçi deposu yapmak istiyordu. Ben karşı çıkıyordum; gençtik, idealistik, kendi fabrikam gibi düşünüyordum. Geçinemedik sonuçta. Devlet 1975 ortasında beni Ankara`ya tayin etti( İskenderun Demir Çelik Müdürlüğü). Bizde o tayini protesto için devletten ayrıldık. Şöyle söyleyeyim 4000 kişiyle idare ettiğim işi 20.000`e çıkardılar. Devlet hatasını fark etti, yani bu, Devletçilik`le Piyasa Ekonomisi`nin
tipik bir çelişkisi, diyebiliriz.
Daha sonra Yet Yapı Şirketi`ni kurduk. Yapı Şirketi 3 ortaklı bir şirket. 1980`de en büyük 20 firmadan biriydik. 1980`nin en büyük projelerinden Menzelet Barajı`nın ihalesini aldık, onu da çabucak bitirdik. Şu an Menzelet Barajı yılda 800 milyon kw enerji üretiyor. Sulama, taşkın koruma, hariç, sırf enerjide, 2 yılda parasını çıkarmıştır. Yani ne kadar değerli bir iş yaptığımızı vurgulamak için anlatıyorum. Menzelet kilit bir projeydi. Menzelet Barajı arkasında 2,5 milyar m³ su tutar. Kışın gelen sel sularını biriktirir ve onları tribünlerinden geçirir. Elektrik üretir. Tabi Menzelet`ìn biriktirmiş olduğu bu su aşağıda Sır Barajı`nın, onun aşağısında Berke Barajı`nın, onun altında da Aslantaş Barajı`nın tribünlerinden geçer. Yani o kadar faydalı bir proje ki, biz o faydalarını da katarsak; 6 ayda parasını çıkarmıştır, diyebiliriz. Normal sürecimiz 5 yıl. Fakat aşağı yukarı 9 yılda enerji üretir hale geldik, bu da ödeneksizlikten, para verememekten dolayı.

Kılavuzlu`yla benzer diyebilir miyiz?
Kılavuzlu`yla sakın mukayese etmeyin. Kılavuzlu tam bir rezalet açık açık söylüyorum. 20- 30 yıl o kadar büyük parayı oraya gömdüler, hiçbir fayda üretmiyor. Kılavuzlu ödeneksizlikten değil, bilgisizlikten ve kafasızlıktan geç kalan bir proje. Bunun için asla Kılavuzlu ile Menzelet`i mukayese etmeyelim. Santralin projesi yok para yatırıyorsun 20 sene, fayda alamıyorsun. Normalde büyük ceza verilmesi gerek de kime vereceksin cezayı? Burada ülkenin kaynağını yatırıyorsun hiçbir fayda alamıyorsun, parayı tamamen suya atmış oluyorsun. İşte ülke böyle batar. Politik bir konuşma olsun istemiyorum ama yanlış adamlar yönetti ve yanlış oldu.  Baraj yanlış değil, zaten küçük bir baraj. Biz mühendisler bir işin rantabl olması için, her projenin fizibilitesini yaparken paranın geri dönüşüne de çok önem veririz.

Bize biraz Yet Yapı`nın başarılarından söz edebilir misiniz?
Yet Yapı para kazandı, “ Kazandığımız parayı memleketimize yatıralım, istihdam açalım.” dedik. Matesa`nın büyük hissedarı, Matesa`yı finanse eden Yet Yapı`dır. Yet Yapı hala devam ediyor. Kazandığımız parayı bankada rantiyeci olarak tutmak vardı, biz onu tercih etmedik, biz Maraş`ı sevdiğimiz için,(zaten dikkat ederseniz ismimiz Matesa) Maraş Tekstil Sanayi  burada kurduk. Bir marka yaratmayı düşünüyoruz ve adı MARSTAR olacak. Yani istedik ki kazandığımız paralarla, memleketimize yatırım yapalım. Sene 89 biz büyük işler bitirdik. Sadece Menzelet değil, İstanbul İçme Suyu`nu da yaptık. Şu an İstanbul`da 3 milyon kişiye yetecek suyu getirdik. Dev bir proje ve o da büyük bir iftihar vesilesi. Yet Yapı çok büyük vergiler ödedi. Türkiye`de kurumlar vergisinde ilk 100`e girdi ve altın plaket aldık.

Neden tekstil, ilk kıvılcımı yakan kim oldu?
Baktık K.Maraş`ta ne yapılabilir? Birçok şey yapılabilirdi ama o ara en fizibil olanı tekstildi. İşe iplikle başladık. Benden evvel tekstile atanmış arkadaşlarım vardı, hepsiyle görüştük, konuştuk ve tekstile atanmaya karar verdik. Şu anda 7 İplik, 2 Örme fabrikamız var.
Şu an Matesa`nın bir özelliği var: Matesa tekstilde büyüklük sıralamasında ilk 50 de diyelim; ama üretim ve ürün çeşidi olarak Türkiye`de Matesa gibi 5 firma daha yok. Mesela Sanko, bizden büyük ama çeşit konusunda bizden daha geri olabilir. Onun eksikliği belki konfeksiyonu yok, bizim konfeksiyonumuz var.  Dikkat ederseniz bizde her şey var. Her üründe çeşitlilik var; iplikte, örmede, dokumada her şeyi yapabiliyoruz. Yani bunlar bizim artılarımız.
Biz Yet Yapı`da 3 ortak başladık ve çok çabuk büyüdük. Yet Yapı `da şu an %100 aile şirketiyiz. Yet Yapı olarak çok güzel bir karar aldık Çukurova Elektrik`e ortak olduk, hissedar olduk ki Çukurova Elektrik, enerjide dev. Sürekli hisseyi büyütüyorduk, fakat Uzanların 1993`te yönetimi ele geçirmesiyle, Çukurova Elektrik`te büyük çöküntü oldu. O sıra bir kısım hisseleri sattım. %1`e yakın hissemiz kaldı orada. Uzanlar gitti ve devlet el atmaya başladı, tam rahatladık derken, devlet her şeye el koydu ve enerji maceramız burada bitti.

Geriye dönüp baktığınızda Tekstil Sektörüne girmek doğru bir karar diyebiliyor musunuz?
Biz artık girdik ama çeşitlendirmek daha doğru olurdu, diye düşünüyorum. Buraya çok büyük yatırım yaptık bir kısmını tekstile ya da başka sektörlere yapabilirdik. Ona hata gözüyle bakıyorum; ama biz yaptık, hatasıyla sevabıyla bizim diyoruz.

Bundan sonra sektörde yatırımlar markalaşmaya yönelik olacak diyebilir miyiz?
Bizim hedefimiz o. Bir hayli marka tescil ettirdik. İnşallah ikinci aşamada marka yapacağız. 

Bu alandaki hedefleri, planları, stratejileri bizlerle paylaşmak ister misiniz?
Strateji, markalaşmak. Avrupa` ya ihracat yapıyoruz. Ciromuzun yaklaşık 1/3`ini Avrupa`ya satıyoruz. Ülkeye önemli miktarda döviz getiriyoruz.

K.Maraş`ta sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Akıllı olursak, teşvikleri iyi değerlendirirsek iyi görüyorum. Maraş`ta tekstilin alt yapısı çok güçlü. Maraş`ı tekstilde yıldız yapabiliriz. Bu alt yapı hazır Maraş`ta. Yani iplik de olsun, dokumada da olsun çok güçlüyüz. Peki, bunu nasıl yapacağız? 
Bir, havaalanının yeri değiştirilmeli. Yanlış yerdi, o zaman ki valiye de söylemiştim; mesleğim buydu, anlıyordum bu işten. Arsası var diye buraya yapmak istedi. “ Narlı en müsait yer” dedim ama olmadı. O zamanlar biz yapsaydık Gaziantep bu kadar büyümezdi. Zaten 1992`de Celal Doğan sürekli bunu telaffuz ediyordu. “ Narlı`yı yapalım, Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman`ı da içine alan büyük bir havaalanı olsun.”dedi. maalesef bu biz Maraşlıların hatası. Maraş`a yaptık, kışın uçak inmiyor, inse bile pilotların hepsi şikâyetçi. Topografik yapı buna müsait değil.
Böyle bir havaalanıyla büyümek mümkün değil. Müşteriyi Gaziantep`ten ya da Adana`dan gönderiyoruz. Bu bizim için maalesef yüz karası bir durum. Sayın Belediye Başkanı`na da söyledim, Milletvekili`ne de söyledim, umarım değişir.
İkinci olarak, 5 yıldızlı otel sayısı arttırılmalı. Çünkü biz burayı yıldız yapacaksak, Türkiye`nin konfeksiyon farikalarını buraya çekeceksek ki çekebiliriz. Bunun için muhakkak doğru düzgün oteller lazım.

Siz Matesa ailesi olarak bir otel yapmayı düşündünüz mü?
Düşündüm. Eskiden beri otel, okul, hastane için kamu arazisi tahsis edilebiliyor, bunu biliyorum. Giden valimiz Sayın İlhan Atış Bey bize bir kamu arazisi verecekti; ben de otel yapacaktım, sonra valilik vazgeçti, kısmet olmadı.

Peki, bundan sonra otel yapmayı düşünür müsünüz?
Düşünürüz tabi. Kahramanmaraş` a Hilton gelmiş arsa vermemişiz. 5 yıldızlı otel yapanlara arsa tahsis edilmelidir, teşvik için. Üçüncü olarak da; Tekstil eğitimle desteklenmelidir. Yeni teşviğe göre konfeksiyon fabrikaları yer değiştirmeli. Yani devlet: “ Siz artık İstanbul, Tekirdağ, İzmir`de ki fabrikaları üçüncü- dördüncü bölgelere taşıyın, ben size büyük teşvik vereceğim” demiş. Şimdi konfeksiyoncular yer arayacak; Adıyaman`ı, Şanlıurfa`yı, Kastamonu`yu, Bartın`ı ve bizi arayacak çünkü bunlar üçüncü bölgeler. Türkiye`nin bu yer değişiminde, Kahramanmaraş`ın tekstilde alt yapısının güçlü olduğunu, konfeksiyon fabrikaları için en uygun yerin Kahramanmaraş olduğunun tanıtımının yapılması şart. Bunu muhakkak tanıtıp, fabrikaları Kahramanmaraş`a çekebilirsek Kahramanmaraş
`ta işsizlik sorunu kalmaz. Bunu tanıtırken de, ne kayda değer bir havaalanımız, ne de doğru düzgün bir otelimiz var.
O zaman yatırımcı Kahramanmaraş`a neden gelsin? Ben birçok büyük markayı Kahramanmaraş`a davet ediyorum, Matesa olarak, ama bu yeterli değil. Kasiad`ımız, Ticaret Sanayi Oda`mız, öncülük yapmalı. Basına açıklama yapmalıyız. Burada onları gezdirmeliyiz. Gönül ister ki otelimiz, doğru düzgün bir havaalanımız da olsun.  Ama biz bir şey yapmak isteyenlere çelme atıyoruz. Hilton kaçırılır mı Kahramanmaraş`tan, arsa mı yok? Yanlış anlamayın bende Maraşlıyım. Bunlar biz Maraşlıların yanlışları, kafa yapısı çok önemli.  Böyle olursa bu konfeksiyon fabrikalarını Gaziantep`e, Urfa`ya taşırlar.  

Zor bir süreç, hep mücadele etmeyi gerektiriyor öyle değil mi?
Evet, sürekli mücadele etmeyi gerektiriyor ama zor bir süreç değil aslında.  Başta Ticaret Sanayi Odamız, Kasiad, Esnaf Sanayi Odaları Birliği, sık sık toplantı yapmalı ve milletvekillerini çağırmalıyız. Bir şey anlatayım; Mehmet Şimşek`i biliyorsunuz Gaziantep milletvekili, bölgeler haritasında Gaziantep`i üçüncü bölgeye koydu. Kahramanmaraş`ı ikinci bölgeye atmak istedi. İlk ben aldım bu haberi.  Milletvekillerimizi çağırın, bunları anlatın, böyle bir tehlike var, gidip Başbakan`a şikayet etsinler, dedim. Başbakan`a şikayet edilirse düzelir biliyorum. Öylece üçüncü bölgeye girdik, yoksa bizi 2`ye atacaklardı. Maraşlılar olarak Maraş`ı tanıtmamız şart.

Tanıtıma önem vermekle birlikte, destekte veriyorsunuz yani?
Tanıtım, ayakta kalmamız için olmazsa olmaz,  şart, diyorum. Maraş`ı tanıtamazsak, konfeksiyonu Maraş`a getiremezsek,  Maraş`ın kaderini değiştiremeyiz. İşsizlik, sefalet Maraş`ı bırakmaz.

Birazda sosyal hayatınıza bakalım, Maraş`ta yapmaktan en çok keyif aldığınız şey nedir?
Ben Maraş`a 4 tane okul yaptırdım: Kadriye Çalık Anadolu Lisesi, İbrahim Çalık Lisesi, Ali Galip Çalık İlköğretim Okulu. Yine İbrahim Çalık adına Bulutoğlu`nda da bir okul yaptırdım. Benim Maraş`ta en değer verdiğim şey eğitim. Ayrıca bunların dışında Çukurova Elektriğin yaptığı Anadolu Lisesinin yaptırılmasına vesile olan kişiyim ben. Kimse bilmez bunu. Böylece Çukurova Elektrik Lisesi`ni de kazandırdık Maraş`a.
Yani Maraş`ta en çok eğitimi destekledik, ikinci olarak da kısmet olursa konfeksiyonu destekleyeceğiz.

Gerçekten başarılarla dolu bir yaşamınız olmuş, bu performansı neye borçlusunuz desek, bize ilk söyleyeceğiniz şey ne olurdu?
Çok çalıştık. Maraş Lisesi yeni açılmıştı, Maraş Lisesi mezunuyum. O zamanlar başarı, Teknik Üniversite`ye giren talebe sayısı ile ölçülürdü. Özellikle İnşaat Fakültesi çok önemliydi. Biz Fen Şubesinde 15 kişiydik. 6`sı Teknik Üniversite`ye girdi ve Türkiye`deki 1 numaralı lise olduk. Çalışkandık, disiplinliydik, biz hep çalıştık, hala çalışıyoruz ve kısmet olursa 2010 yılı sonunda emekli olacağız.

Emekliliğinizi Maraş`ta mı geçirmeyi düşünüyorsunuz yoksa daha farklı palanlarınız var mı?
Ağırlıkla Maraş`ta geçireceğim. Çok başarılı bir iş hayatımız, Kamu Sektörü`nde ki çalışmalarımız oldu. Biz mezun olduk 1958 yılında Devlet Su İşlerine girdik. Genel Müdürümüz Süleyman Demirel`di. Başbakanımız ise Adnan Menderes`ti. Adnan Menderes`in mühendisleriyiz biz.
Rahmetli Celal Bayar, Adnan Menderes çok çok iyi ve ülkesini çok seven insanlardı. İdam edilmesi gereken insanlar değildi.. Zaten bunu tartışmak bile hata. Atatürk gibi bir dahi Başbakanlıktan İsmet Paşa`yı almış, yerine Celal Bayar`ı getirmiş. Ben buradan Genel Müdürü alsam başka bir adam getirsem daha değerli diye getiririm. Ve bu Atatürk`ün Başbakanı Celal Bayar maalesef maalesef… Atatürk Türkiye`yi gerçekten değiştirmiş. Bu gün İslam Alemi`nde Türkiye hala lider. Biz hepsinden Allah`a çok şükür olsun öndeyiz; düşünce olarak, kafa yapısı olarak. 1978 yılında Avrupa ısrarla: “  AB`ye gelin girin” dedi. O zamanın Başbakanı Bülent Ecevit: “ Girmek istemiyoruz.” dedi. Girmiş olsaydık bugün Avrupa`nın tartışmasız yıldızı biz olacaktık.
Cumhuriyet Tarihinde yaptığımız en büyük hatalardan biri bu. İkinci büyük gaflet; Türkmenistan gaz çıkardı. Dünyanın en büyük rezervi orada, 150 milyar m³. Israrla Türkmen Başı, gazın Türkiye üzerinden Avrupa`ya satılmasını istedi: “  Rusya`nın gazı yok benden alıp size 3 katı fiyatına satacak” dedi. İşi tezgahlayan da maalesef Mesut Yılmaz. Amerika destekledi, “ Türkmenistan`ı tekrar Rusya`nın kucağına atmayın, lütfen gazın esas yeri Türkmenistan. ” dedi. Pazardan geçsin, Gürcistan üzerinden Amerika`ya sat. Bugün böyle olsaydı, biz 100 dolara alacaktık, 300 dolara satacaktık. Vana da elimde olacaktı. Kendi gazım parasız olacaktı.

Siyasete atılmayı hiç düşündünüz mü?
Yok. İmkânım da vaktim de olmadı. Biz devletten ayrıldık, o zaman siyasete atılabilirdik ama devlet küstürdü beni. Ayrıca bir ay geçinecek kadar param bile yoktu.

Kimsenin bilmediği, size ait özel bir şeyi sizden dinlesek?
Valla özel bir şey yok ki hayatımızda, sizlere her şeyi anlattım. Biz 51 senedir mezun olduk. Sürekli çalıştık, çalıştık…

Sporla ilginiz oldu mu? Takım tutar mısınız?
Oldu tabi, lisede, üniversitede oynadık. Her Maraşlı gibi güreşirdik. Ama takım tutmam. Haberim olmadan 1986`da Adanaspor başkanı seçilmiştim. Bir gece Adanaspor Başkanlığı`m var, ertesi gün de istifa ettim. Böylece bizim Futbol Başkanlığı`mız bitmiş oldu.

Peki, hiç Meslek Yüksekokulu ya da Özel Üniversite kurmayı düşündünüz mü?
Üniversite düşünmek lazım ama onu yapmayı unuttuk. K.Maraş`ta acilen özel üniversite kurmak lazım, eğitim çok önemli.