Anasayfa   Haberler
 
 
 
   
      Başkanın Mesajları
»   Tam Bağımsızlığın  İkinci Perdesi 
»   Domino Etkisi
»   Güncel Gelişmeler Çerçevesinde Tekstik Teknolojileri Semineri
»   Türkiye’nin Yeni Cazibe Merkezi, Kahramanmaraş
»   Sektörel Kriz
»   Türk-Özbek İşbirliği Paneli
»   Üyelere Hitaben
»   Yeni Teşvik Sistemi ve Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Semineri
»    KASİAD Yeni Hizmet Binası Açılış Konuşması
»    Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Kariyer Günü
»    KASİAD Dergisi 5. Sayı
»    Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası, İplik Sektörü Buluşması
»    KASİAD Katalogu ve Üye Almanağı Giriş Yazısı

Başkanın Mesajları


 

Her Kriz Bir Fırsattır!

Değerli sanayici arkadaşlarım şahsım ve kurumum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın başkanın sektörümüzün şimdilerde yaşadığı gerçekleri yorumlamasından dolayı kendisine teşekkür ediyor, yarınlarda neler yapılmalı ve bu süreçteki stratejilerimiz neler olmalı parametrelerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kıymetli arkadaşlar, yarın için düne baktığımızda krizlerin iyi yönetildiği taktirde gelişim için birer fırsat olduğunu görüyoruz. Yeniden yorumlanan bireysel, sektörel, yerel ve ulusal yaklaşımlar ile geliştirilen reformlar için krizler son derece müsait bir ortam doğuruyor. İşte bundan dolayı bugün sizlere sadece çözümden bahsetmek hatta belki de çoktandır yapmamız gereken bazı ödevlerimizin altını çizmek istiyorum. İnanıyorum ki, süreci akılcı politikalarla lehimize döndürmek ve Kahramanmaraş'ın yükselişini ilelebet devam ettirmek yine bizlere düşecektir.

Bugün kent sanayisinin can damarı olan iplik üreticilerini mikro-sektörel oyuncular olarak görmek yerine bir yandan tekstil ve hazır giyim sektörünün kurmayları diğer yandan da küresel birer sanayici ve işadamları olarak tanımlamak sanırım ortaya koyacağımız stratejiler açısından daha rasyonel ve sonuç alıcı olacaktır.

Bakınız, bugün Türkiye hemen hemen her sektörde bir geçişin sancılarını yaşıyor. 1.Ocak.2000 tarihi itibariyle farkında olmadan yeni bir dünya düzeni ve yeni bir ekonomi anlayışı ile karşı karşıyayız. Geride bıraktığımız yüzyılda bilgiler 30 yılda bir güncellenirken günümüzde bu süre 3 yıla indirgenmiş durumda, yani bu çağ geçen yüzyıla göre en az 10 misli daha rekabetçi, en az 10 misli daha mücadeleci ve en az 10 misli daha zorlu; bunu artık hepimiz görüyoruz.

 

İşte Eski Ekonomi:

  • arz ( talep (ne üretilirse satılıyordu)
  • kral işletmeler (ekonomiyi manipule eden işletmeler, satıcılardı, istediği karlarla ve istediği koşullarda satıyorlardı)
  • sanayi toplumu ( 3şok: tarım toplumundan sanayi toplumuna; ondan da bilgi toplumuna)
  • kitlesel üretim
  • sınırlı pazar araştırmaları
  • süreksiz müşteri ilişkileri
  • maddi varlıklar ve finansal sermaye

İşte Yeni Ekonomi:

  • arz ) talep
  • kral müşteriler (güç değişti) (şiddetli rekabet)
  • bilgi toplumu
  • müşteriye özel ve butik üretim(nestle-fanta, her ülkede damak zevkine göre özel

üretim)

  • yaygın ve ileri pazar araştırmaları
  • müşteri ilişkileri yönetimi
  • entelektüel sermaye

    Biz, her iki yüzyıla da şahitlik ediyoruz ve 20. yy bilgi, kültür ve birikimi ile 21. yy da iş yapmaya kalkıyoruz. İşte bütün mesele bu..!  Öncelikle bu gerçeği kavramak hangi sektörde olursak olalım, ne üretirsek üretelim işletmelerimizi başarıyla idare etmemizin ilk koşulu…!

  Tabi, tüm bunların yanında, elbette bugün kendimizi devlet erkinden bağımsız ve tanımsız tutamayız. Hele hele Türkiye gibi devletin emek yoğun sektörlere direk müdahil olduğu ülkelerde gösterilen makroekonomik kararlar şirketlerimizin performanslarını direk olarak etkilemektedir.

   Bundan dolayı, çözümü devlet ne yapmalıdır ve biz ne yapmalıyız sorularına yanıt bularak ve sektörümüzü hammadde, enerji, işçilik ve pazarlama dörtgeni içinde stratejiler geliştirerek aydınlatmamız gerektiği kanaatini taşıyorum.

          Bakınız, kayıt dışı da dikkate alındığında 2 milyon 500 bin insana (bunun sadece 600 bini kayıt içinde) istihdam sağlayan tekstil ve hazır giyimde yaşanacak (ve yaşanmakta olan) işten atmalar, iflaslar ve yurtdışına kaçışlar, ekonomide Maastricth Kriterleri'ni yakalamaya kilitlenmiş ve Avrupa Birliği'nden müzakere tarihi almış Türkiye için büyük bir kaosun habercisi olabilir.
Hükümetten tek beklentimiz, ‘kazan-kazan' bakış açısıyla sektöre yaklaşması. Tekstil ve hazır giyim sektörü bugün, Türkiye'de ihracata ve istihdama en fazla katkı sağlayan sektördür. Eğer, sektörün önündeki engeller kaldırılırsa başka bir deyişle girdi maliyetleri düşürülürse, kayıtdışı azalacaktır. Böylece hem sektör daha fazla istihdam sağlayacak hem de toplamda devletin vergi gelirleri artacaktır. Yani, bu noktada temel çıkış noktamız devletin yeniden, süratle ve tamamen kendi inisiyatifinde bulunan girdi maliyetlerini regule etmesidir. Bu regulasyon malumunuz kamuoyunda zaman zaman yanlış anlaşılmaya neden oluyor!
Burada antiparantez açmakta fayda görüyorum. Kıymetli arkadaşlarım, bizim devletten çok şeyler, imtiyazlar istediğimiz falan yok; bir daha söylüyorum ayrıcalık, teşvik adını ne koyarsanız koyun biz bunları istemiyoruz tek arzumuz şartların rakiplerimizle eş olması; yani Anadolu'daki tabirle er meydanı herkese açık olsun istiyoruz.

   Peki, bu er meydanı nasıl oluşur? Öyle kitaplar falan yazma da gere yok. Topu topu 5 kalem!
1- İstihdamın üzerindeki vergi yükü kaldırılarak OECD ortalamasına çekilsin. Böylece devlet daha çok vergi toplasın
2- Enerji fiyatları dünya ortalamasına çekilsin
3- Aşırı değerli TL ve yüksek faiz politikasında ne surette olursa olsun vazgeçilsin
4- Pamuk ekim alanları genişlemesi için çiftçi desteklensin
5- Devlet yatırımcının önündeki bürokratik engelleri en aza indirsin
Böylece dünyadaki rakiplerimizle eşit şartlara sahip olalım. Hepsi bu kadar!

Bize uzun vadede devlet ne yapmalı derlerse, gelin de onu da tanımlayalım…

  • Sanayi envanteri mutlaka oluşturulmalı ki kapasite fazlası olan sektörler uzun vadede dengelenebilsin
  • Enerji fakiri olan ülkemizde enerjiyi özel sektöre ürettirecek tedbirler daha da arttırılsın
  • Bütçede Ar-Ge'ye ayrılan pay ve KOBİ destekleri artırılsın
  • Sektörümüzde paramızın önemli bir kısmını teknolojiye geri ödediğimiz için devlet tekstil sektöründe kullanılan makinelerin üretimi için yatırımcıyı desteklesin

     Peki değerli arkadaşlarım, Türkiye için fevkalade önemli olan bu konularda yöntemimiz ne olmalı? Müsaade ederseniz bu haklı taleplerimizi, sektörün bugünkü durumunu, son aylarda işten çıkarılan insan sayısını, azalan elektrik tüketimi gibi konuları bir dosya haline getirerek yetkililere KASİAD olarak iletmek ve aksi taktirde duyduğumuz endişeleri ifade etmek istiyoruz. Şayet yeterli irade gösterilmez ise buna benzer bir çalışmayı bir kez daha hazırlarız, olmazsa yine hazırlarız. Taşı delen suyun gücü değil, sürekliliğidir arkadaşlar!

    "Ben ne yapmalıyım"a geçmeden önce bir gerçeği de yine dikkatinize sunmak istiyorum. Az önce belirttiğim haklı davalarda kazanan taraf olmanın yolu bir olmak, birlik olmaktır. Özellikle de kent lobimizi artırmak ve bireysel performansların yanında takım oyununu da başarıyla oynamaktır. Hepimiz kabul etmeliyiz ki Kahramanmaraş olarak teşvik kanununda bunun başarılı bir örneğini gösterdik. Ayrıca başkanıma da bundan dolayı yeri gelmişken bir kez daha teşekkür ediyorum. Öte yandan, sivil toplum örgütlerine de bir kez daha bu teşvik-i mesaide önemli görevler düşüyor. Sizlerin de desteğiyle yeniden yorumladığımız KASİAD, bu ülküde üzerine düşeni yapacaktır. Son derece iyi biliyoruz ki bizler aynı gemideyiz, bu geminin de ön adı Kahramanmaraş'tır!

ŞİMDİ GELELİM BEN NE YAPMALIYIM'A?

    Kıymetli arkadaşlarım, bu noktada kendimize bir kez daha soralım istiyorum. Nerde hata yaptık ya da neleri daha iyi yapabilirdik? Zaman zaman bu tarz toplantılara katılırım. Duayenler kaliteden, verimlilikten bahsederler. Sonra sorarım kendi kendime "akılcılığın" "farklılığın" hiç mi hükmü yok diye. Kalitenin, verimliliğin standart olduğu yerde bunları kompanse eden nedir peki?

Elbette, akılcılık…!  Elbette farklılık…!

Kaçımız bugün işletmelerimizde rasyonel değerleri ve farklılık kültürünü inşa ettik!

    Kahramanmaraş ile ilgili bir tespitimizi öncelikle vurgulamak istiyoruz.
Kahramanmaraş'ın sorunu farklılaşma sorunu.. Yani her şeyin birbirine benzemeye başladığını, bu durumlarda kar etmenin imkânsız olduğunu ve asıl meselenin bu baskıdan kurtulmayı sağlayacak farklılaşma unsurlarını yakalamakta olduğunu anlama sorunudur. Bizler piyasada daha kaliteli, daha iyi ya da daha hesaplı ürünler üretme ve satma savaşındayız.

    Kıymetli üyeler, çok kolay olsa herkes yapar ve herkesin yaptığı işten para kazanılmaz. Para kazanmak için "farklı" olmak gerekir. Farklı olmak ise, farklı olmak için kafa çalıştırmayı gerektirir. Sorgulamayı, risk almayı, gözlem yapmayı, denemeyi, bazen çuvallamayı ama yılmadan yoluna devam etmeyi bilmeyi gerektirir. Şirketlerin amacı para kazanmaktır ve para kazanmanın yolu farklı olmaktan geçer. Şirket yönetmek farklı olmak için yönetmek demektir. Farklı olmak ise, meselelere çok farklı bir gözlükle bakmayı gerektirir.

    İşte bu ışıkla, her şeyden önce yeni dönemin satırbaşı "akılcılık" olmalı, satrın sonu ise "farklılık" ile bitmelidir diyoruz!

Bu noktadan hareketle bizler kısa vadede neler yapmalıyız?

  • Şu an zaten yapıyoruz. Yani aynaya bakıyoruz. Bu oldukça önemli!
  • Sektörel anlamda hammadde fiyatlarının geleceğini sağlıklı analiz etmeliyiz. İhtiyacımız kadar hammadde alıp stok maliyetlerini minimize etmeliyiz.
  • Tedarikçilerimizle resesyon döneminde birlikte hareket ederek, tam bir uzlaşmayla karar almalıyız.
  • Kazanan kaybeden yol artık. Önde ve geride olan var. Statükocu realizm olmayacak artık, o zaman mevcut ta kayboluyor. Oturmuşluk 21. yy'da olduğu kadar hiç tehlikeli olmamıştı. Bugün ABD'de geliştirilen teknoloji saatler içinde Çin'de kopyalanıyor. Onun için devamlı gelişme! Yani İnovasyon! Tesislerimizde çok özel karışımlar yapabilmeli, birden çok elyafı kullanarak ürünlerimizde katma değer yaratmalıyız. Bunu yaparken de modayı yakından takip etmeliyiz
  • Küçük bir işletmeye sahipsek mutlaka diğer işletmelerle işbirliği yapmalı, yurtdışında stratejik ortaklıklar kurmalıyız.
  • İplikten sonraki aşamaları gerek fason olarak ürettirerek gerekse şartlara göre kendimiz üreterek nihai ürüne doğru yaklaşmalı ve kurumlarımıza marka değeri oluşturmalıyız.
  • Dünya artık ara mamülde de markalaşmaya gidiyor bunu çok iyi etüt ederek bünyelerimizde pazarlama departmanları içinde marka departmanları oluşturmalıyız.
  • Yurt içi ve yurt dışı ihtisas fuarlarına mutlaka katılarak; hem sektörü yakından takip etmeli hem de pazar payımızı artırmalıyız.
  • Pazarlamayı satış öncesi, satış ve satış sonrası bir bilim olarak görerek müşteri odaklılık ve müşteri deneyimi yönetimini firmalarımıza bir kültür olarak kazımalıyız.
  • Avrupa Birliği'ne yakın olmamızın avantajı kullanılmalı, küçük parti üretimlerle hızlı ve kaliteli servise odaklanmalıyız.
  • Dış müşterinin mutluluğu iç müşterinin mutluluğundan geçer bilinciyle kalifiye ve eğitimli insanları tüm birimlerimizde çalıştırmalı, onlarla şeffaf akılı üreterek, iç bünyelerimizde eksiklik yaşamamalıyız.

Uzun vadede neler olmalı peki ?

1- Dış yatırım için bugün Özbekistan, Suriye, Rusya, Mısır, Doğu Avrupa ülkeleri aday ülkeler gibi görünmekte. Şayet böyle bir yaklaşımımız olursa o ülkeyi her yönden iyi etüt etmeliyiz. Kısa zaman önce Özbekistan'a KASİAD olarak ziyarette bulunduk. Yeri gelmişken aldığımız izlenimleri size iletmek istiyorum.

      • Özbekistan bize yer vermek istiyor
      • Ancak söz konusu olan yapılar ömrü bitmiş prefabrik binalar
      • Pamuk tedarikinde Liverpool A endeksi - %15'lik bir fiyat avantajı var
      • İşçilik giydirilmiş olarak ortalama 150$
      • Elektrik 4 cent kw/h
      • Devlet ciroda net %3,2 vergi alıyor
      • Satılan mal dışarı çıkarken bankada peşin olarak karşılığı gözükmeli
      • Az gelişmiş her ülkede olduğu gibi instabilite hakim; ülkeyi Kerimov ve iki kızı yönetiyor
      • Bazı bölgeler güvensiz; ancak Taşkent ve civarında ise sorun yok
      • Başarlı bir Türk firması karşımıza çıkmadı
      • Kalifiye eleman sıkıntısı had safhada

2- Farklı sektörlere geçiş de söz konusu olabilir. Bunun için geleceğin sektörleri tespit edilmeli ve yatırımlar bilgi yoğun sektörlere kaymalı. Yeri gelmişken de ilgimi çeken bazı örnekleri dikkatinize sınmak istiyorum.

  • Wal Mart bugün 700 bin çalışanı ile cirosu 360 milyar $!

    70 milyon Türk'ün de cirosu 360 milyar $, fark bu işte!

  • Avrupa'da 3 milyar dolarlık fonksiyonel gıda pazarı Türkiye'de hızla gelişiyor
  • Facebook 15 milyar $ oldu… %1.6'sını 240 milyon $'a Microsoft'a sattı
  • Batılı ülkeler Mikroçip üreterek 1 gr. ile 5000 $ katma değer oluştururken, biz cip yapıyor olacağız
  • Sanayiciler olarak şehrimizin sosyal gelişimi için mutlak hizmet sektörüne yatırım yapmalıyız. Bu da oldukça önemli bir konu!
  • Öte yandan, burada samimi bir itirafta bulunmak istiyorum. Kahramanmaraşlı sanayici ekonomik olarak üzerine düşeni yapmıştır. Ama bu yoğunlukta diğer tarafları boş bırakmıştır. Bundan böyle şehrimizin ve ülkemizin geleceği için sanayiciler olarak artık siyasi arenayı boş bırakmamalıyız. Ekonominin gerçeklerini bilen insanları ülke yönetimlerine teşvik etmeliyiz
  • Sektörde kalmaya devam edeceksek arz fazlasından dolayı yeni yatırım yerine modernizasyon ve pazarlamaya konsantre olmalıyız.

   Daha birçok şey eklenebilir; ancak son kalemde kutsal bir yatırımdan bahsetmek istiyorum..! Değerli arkadaşlarım, bugün başarılıyız, gelecekte de başarılı olacak mıyız?

Bunun tek yolu eğitim ve insan kaynaklarına yatırımdır!! Bu konudaki duyarlılığımız Kahramanmaraş'ta gelecek nesillere bırakacağımız en önemli mirastır! Çünkü aslolan insandır!

   
Kahramanmaraş Sanayici ve İşadamları Derneği olarak  eğitim ve insan kaynaklarına yeni dönemde kati duyarlılık göstereceğimizin iradesiyle yeni yatırım rotamız insan olmadır diyorum!!!  Bu heyecan ve hedefle hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyor, geleceğin ülkemiz için daha bir aydınlık olmasını diliyorum!!!

Tarih:03.Mayıs.2008
Yer: Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası
Konu: Kentte İplik Sektörünün Bugünü ve Yarını