Anasayfa   Haberler
 
 
 
   
      Başkanın Mesajları
»   Tam Bağımsızlığın  İkinci Perdesi 
»   Domino Etkisi
»   Güncel Gelişmeler Çerçevesinde Tekstik Teknolojileri Semineri
»   Türkiye’nin Yeni Cazibe Merkezi, Kahramanmaraş
»   Sektörel Kriz
»   Türk-Özbek İşbirliği Paneli
»   Üyelere Hitaben
»   Yeni Teşvik Sistemi ve Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Semineri
»    KASİAD Yeni Hizmet Binası Açılış Konuşması
»    Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Kariyer Günü
»    KASİAD Dergisi 5. Sayı
»    Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası, İplik Sektörü Buluşması
»    KASİAD Katalogu ve Üye Almanağı Giriş Yazısı

Başkanın Mesajları


Kıymetli üyelerimiz ve değerli konuklar, 

     Kahramanmaraş  Sanayici ve İşadamları Derneği (KASİAD) olarak, öncelikle “Yeni Teşvik Sistemi” ve “Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma”  gibi iki önemli konuda bizleri bilgilendirmek için, davetimizi kırmayarak buralara kadar gelen değerli katılımcılarımız başta Adnan Bey olmak üzere, PriceWaterhouseCoopers (PwC) firmasının saygıdeğer ortaklarına teşekkür etmek ve hepinize hoş geldiniz demek isterim. 

     Değerli konuklar, 

     Tüm dünyayı kasıp kavuran ve bizleri de ciddi anlamda etkileyen global ekonomik kriz, birçok konuyla birlikte birkaç hususun önemini hepimize bir kez daha hatırlattı. “Doğru informasyon, geçmiş deneyimlerden ders alma ve bilgi birikiminin bir sonraki nesillere sağlıklı transferi.”

     Hepimiz gördük ki; krize hazırlıklı olan, planlarını ona göre yapan firmalar, bu dönemi en az zararla atlattılar; hatta bazıları bu ortamı fırsata çevirmesini bile becerdi. Peki, bu firmaların; kriz döneminde ciddi anlamda kan kaybına uğrayan, batan işletmelerden en büyük farkı neydi? Her şeyden önce bu firmalar, kendi mutfaklarını çok iyi tanıyorlar; güçlü ve zayıf yönlerini çok iyi biliyorlardı. Aynı zamanda, bir taraftan tüm dünyayı yakından takip edip güncel verileri doğru şekilde analiz ederken; diğer taraftan da geçmiş deneyimlerinden dersler çıkarıyorlardı. Buna en güzel örnek yaşanılan 2001 krizinden sonra sağlam temellere oturan Türk Bankacılık Sistemi’nin aktörleri. Bu dönemde, başta Amerika’da olmak üzere dünyada birçok banka batarken, ülkemizde zor duruma düşen herhangi bir banka olmadı. O zaman şu noktaların altını bir kez daha çizmekte fayda var: Öncelikle firmalarımızı çok iyi tanıyacağız ve analiz edeceğiz. Başta yakın çevremiz olmak üzere, Türkiye’yi, dünyayı yakından takip edeceğiz. Doğru bilgilere, zamanında, doğru kaynaklardan ulaşacağız. Birbirimizle ve alanında uzman kişilerle sürekli istişare içinde olacağız. Yaşadığımız olaylardan dersler çıkaracağız.

     Bu bağlamda, bugün, yıllarca Gelirler Genel Müdür Yardımcılığı  görevini yürüten ve şu anda PwC’de Mevzuat ve Eğitim Araştırma Başkanı olarak çalışmalarına devam eden Recep Bey ve PwC ortaklarından, aynı zamanda Vergi Konseyinin de üyesi Bilgütay Bey’in yeni teşvik sistemi ile ilgili aktaracağı bilgiler son derece önemli. Kahramanmaraşlı sanayici ve işadamları olarak bizler, bu zamana kadar devlet tarafından sağlanan teşvikleri en olumlu şekilde kullanarak, şehri ve ülkesi için ciddi anlamda katma değer yaratan yatırımcılar olduk. Dolayısıyla, bu yeni teşvik sisteminin de içinde neler olduğunu ve neler getirdiğini en iyi şekilde etüd etmemiz gerektiği düşüncesindeyim.  

     Değerli arkadaşlarım, 

     Doğru bilgi ve tecrübeleri edinmek kadar önemli bir husus daha var ki; o da bu birikimleri bizden sonraki nesillere sağlıklı bir şekilde aktarabilme. Kahramanmaraş, 1980’li yılların başından itibaren sanayi yatırımlarının hız kazandığı bir şehir. Dolayısıyla ilk girişimciler, sanayileşmede ilk nesil babalarımız. Biz bayrağı onlardan devraldık. Onlardan çok şey öğrendik. Onların yaptığı işlerin üstüne bir şeyler koymaya çalıştık. Bizden sonra gelecek olan nesil de bayrağı bizden daha ilerilere taşımak zorunda. Bunun için tecrübelerimizi onlara en doğru şekilde aktabilmemiz son derece önemli.

     Malumunuz, ilimizdeki şirketlerin neredeyse tamamı aile şirketleri. Yapılan araştırmalar, aile şirketlerinin %70’inin ikinci kuşağa, geri kalanların ise %50’sinin üçüncü kuşağa geçemediğini gösteriyor. Araştırmacılar, her 100 aile şirketinden 15’nin üçüncü kuşağa geçebildiğini; ortalama bir şirketin ömrünün ise 25-30 yıl olduğunu ifade ediyorlar. Ancak kurumsallaşmasını tamamlamış, standartlaşmayı sağlamış şirketlerin ayakta kaldığını görebiliyoruz. Binbir emekler vererek kurduğumuz ve yaşattığımız işletmelerimizin; bizden sonra da yüzyıllar boyunca ayakta kalması ve adından söz ettirmesi herhalde hepimizin isteğidir. Bu bağlamda, şirketlerimizin kurumsallaşması şart. Bu konuda, yüzlerce firmaya danışmanlık yapmış, gerek devlet kademelerinde gerekse özel sektörde yaptığı başarılı çalışmalarla bir çok başarıya imza atmış Adnan Nas Bey’in bize son derece faydalı bilgiler aktaracağından eminim. 

     Değerli konuklar, 

     KASİAD olarak, 1998 yılında kuruluşumuzdan itibaren kent ekonomisine yön vermek, ekonomik ve sosyal gelişimi daha yükseklere taşımak gibi bir misyonu üstlenmiş bulunmaktayız. Bu amaçla, sanayici ve iş adamlarımızı yakından ilgilendiren konularda etkin projelere imza attık ve atmaya devam edeceğiz. Bugünkü seminerimizin de hepimize faydalı olması temennisiyle cümlelerimi burada tamamlarken hepinize saygılılarımı sunarım.    

    A.Kadir Kurtul
KASİAD Yönetim Kurulu Başkanı